Balkan Harbi'ne kılavuzluk eden Harp: Trablusgarp'ta "Valisiz, komutansız, askersiz!"
.
Halil Bey hiç kıvırmadan, "Valisiz, komutansız, askersiz!" diyerek okuru Trablusgarp'ın işgaliyle olayların içine atar. Gazi Mustafa Kemal Paşa 1911'de gencecik bir subaydır. Halil Bey'in kastettiği komutansa Trablusgarp'taki birliğin başında olması gereken kişidir. O, başka yerdedir. Birlik de. Vali de. Devlet, Trablusgarp'ta hem var hem yok! Günümüz okul kitaplarında dahi üstün körü anlatılır. Atatürk'ün varlığına dikkat çekilerek devletin yokluğu görünmez kılınır.
Lakin Trablusgarp Harbi cümle aleme hem askeri hem idari bakımdan bütün zaaflarımızı açık etmiştir. Balkan Harbi'ni planlayanlar için önemli bilgiler sağlamıştır. İştahlarını kabartmıştır.
Valisiz çünkü...
Askersiz çünkü...
Trablusgarp Savaşı'ndan hemen önce, buradaki tümenden önemli bir kısmı silahlarıyla birlikte Yemen'e İmam Yahya ayaklanmasını bastırmak üzere gönderildi ve tekrar yerlerine iade edilmedi. Trablusgarp Vali ve Kumandanı Müşir İbrahim Paşa, bu işin Trablusgarp'ın İtalyanlara tesliminden başka bir şey olmadığını ısrarla ifade etmişse de asker nakliyatını engelleyememişti. Burada ancak jandarma vazifesi görecek, çok az bir kuvvet bırakılmıştı. 1910 yılı bütçesinde kabul edilen, Trablusgarp'taki iki süvari alayı da bir alaya indirildi.
Komutansız çünkü...
3 Ekim 1911'de İtalyanlar şehri bombalamaya başladı. 5 Ekim 1911'de İtalyan askerleri Trablus'un batısında herhangi bir direnişle karşılaşmadan karaya çıktı. 11 Ekim'de şehirde Osmanlı idarecisi kimse kalmamıştı. Osmanlı subayları gizli yollarla Trablusgarp'a gelip buradaki kuvvetleri düzenleyerek, İtalyanlara rahat vermeyecek şekilde sürekli saldırılar başlattılar. Mustafa Kemal Paşa 8 Aralık'ta Trablusgarp'a gelebilmişti.
Savaş öncesi bölge; valisiz, komutansız, askersiz, son derece savunmasız ve işgale açık bir duruma getirilmişti.
